Birden Nur Yağınca İlahi Adalet Parlayıp Vicdanların Gazı mı Boşaldı!

0
460

Yıllardır sürüm sürüm yerlerde sürünen adalet, herkesin vicdanını sızlatan adalet, saraylarda vatandaşa ahkam kesen adalet, vatandaşın güvenini sarsan umudunu yıkan adalet, çelişkiler yumağı adalet ne oldu sana böyle! Biz senin bir davayı ilk duruşmada sonuçlandırmana alışık değiliz! Böyle bir sürprizi ülkece beklemiyorduk, hepimizi elektroşok yemiş kadar çarptın! Bütün deliller mevcut olsada, suçüstü yapılmış olsada, her şey kabak gibi ortada sırıtsada biz yine bir davanın ilk duruşmada sonuçlanmasına alışık değiliz! Gerçi daha önce davalar uzadıkça hep içimizden söyüp sayıyorduk ama yine olsun, biz öyle alışmıştık! Acaba bu sefer ne oldu? Birden nur mu yağdı ve Karaman’da Ensar Vakfı’na bağlı yurtlarda 2012-2015 arasında 10 çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan öğretmen Muharrem Büyüktürk ilk duruşmada 508 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildi. Hayret ilk duruşmada ilahi adalet tecelli oluyor ve vicdanların gazı alınıyor! Bu hız bu çeviklik ve kararlılık belkide hantallığı ve çelişkili kararlarıyla her zaman tartışma konusu olmuş Türk adaleti için nerden baksan anormal bir durumdur!
Böyle bir dava belki ilk defa ışık hızıyla sonuçlandırılıyor! Ayrıca ilk defa bir taciz ve tecavüz zanlısına bu kadar ağır bir ceza veriliyor! Üstelik bu davanın en tuhaf kısmı bu taciz ve tecavüz olaylarının yaşandığı yurdun bağlı olduğu Ensar Vakfı Başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu’nun mağdur öğrenciler adına müdahil olarak katılmasıydı! Yani yargılanan zanlının amirleride bağlı oldğu kurumda ihmal ve kusurdan yargılanması gereken yerde mağdur ilan edilip çocuklar adına müdahil oluyor. Yani bütün bu vehamet sanki Ensar vakfı ve bağlı olduğu yerlerde hiç geçmemiş gibi davranılıyor! Bunun ötesinde Ensar vakfı mağdur ilan edilip müdahil yapılıyor! Tabiki bu davanın bu kadar hızlı ve abartılı bir cezayla sonuçlandırılması bize adalet sisteminin ne kadar tıkır tıkır ve doğru işlediğini göstermiyor! Anlaşılıyor ki ortada bir telaş var! Bu davayı kapatma üstünü örtme, gündemden düşürme telaşı var! Çünkü bu dava ne kadar gündemde kalırsa Ensar vakfıda bu taciz ve tecavüz olayıyla gündeme gelecek! Ki bu Ensar vakfının birçok zaman birçok açılışını şimdiki cumhurbaşkanı, başbakan ve iktidar partisi üyeleri yapmıştır! Yani Ensar vakfı AKP hükümetiyle oldukça sıkı fıkı ilişkileri olan bir vakıftır. Bu yüzden hemen oldu bittiye getirilmesi lazımdı! Ama bütün suç ortada olduğu için suç sadece kişiye yıkılarak ve bağlı olduğu kurum aklanarak yapıldı! Bu davada suçlu olan bir kişi diğer suçlu kurum ve kişileri kurtarmak üzere siper edilmiştir. İktidar partisi bu davavı tek duruşmayla sonuçlandırarak ve suçluya abartılı ceza verdirerek toplumsal vicdanın gazını alma işini dinci Ensar vakfını aklama ve orada dönen pislikleri örtmek için bir perde olarak kullanmıştır.
Türkiyede daha ilk duruşmada suçluya rekor ceza verilerek sonuçlalandırılan ender davalardan biridir. Suçlu kişi gereken cezayı fazlasıyla aldı şeklinde yansıtılarak toplumun vicdanına seslenilmiştir. Bu şekilde toplumsal vicdanın gazı alınmıştır. Ki toplumsal vicdanın ikinci gaz alma işlemi muhtemelen belirsiz bir süre sonra bu sapığında cezaevinde tıpkı Özge Can Aslan katili gibi infaz edilmesine göz yumulacağı zaman gerçekleşecektir. Yani verilen abartılı hapis cezaları sadece bir göz boyamadır. Bir insanın 508 yıl yaşamayacağını hepsi biliyor! Bırakın 508 yılı daha önce cezaevinde diğer sapıkların başına gelenlerden yola çıkarak bu sapığında cezaevinde uzun süre yaşatılmayacağınıda herkes tahmin edebiliyordur! Her nasıl oluyorsa cezaevlerinde bazı mahkumlar istedikleri zaman bir silah bulup istediklerini infaz edebiliyor! İnfaz edilenlerde genelde taciz ve tecavüz gibi adi suçlardan mahkum olunca kimse ses etmiyor hatta iyi oldu diyor! Muhtemelen devlette bu tarz infazlara dolaylı yönden göz yumarak toplumsal vicdanın gazını almak için dolaylı bir katkı vermektedir. Şayet devlet göz yummuyorsa o kadar güvenlik tedbiri alınan cezaevlerine silah nasıl girebiliyor o zaman bunu açıklasınlar! Kısacası bu davanın bu kadar hızlı ve abartılı bir cezayla sonuçlandırılması Türk adaletin ne hassasiyetini ne de gelişmişliğini göstermiyor! Aksine Türkiyede yargının iktidarın ne kadar güdümünde olduğunu ve iktidarın çıkarları doğrultusunda nasıl hareket ettiğinin en açık göstergesidir!
Ramazan Altunöz