Şemsiye Yağmurluğun Yerini Aldı Hatta Onu Katlayıp Bir Kenara Attı

0
190

Yağmur yağdı mı herkesin elinde bir şemsiye olur! Sonuçta kimse ıslanmak ıslanıpta hasta olmak istemez! Aşk ahmaklarını hariç tutuyorum çünkü onlar zaten her daim aşkla sırılsıklamdır, yağmur işlemez ki onlara! Ülkemizde veya mevsimsel olarak ikizimiz sayılabilecek her ülkede kış mevsimin vazgeçilmez aksesuarıdır şemsiye! Herkesin elinde, çantasında, arabasında veya evinde illaki bir şemsiye vardır! Sanki şemsiyemania var gibi! Eee ne var bunda çok normal bir şey değil mi diyorsunuz! İnsanlar ıslanmak istemiyorsa sonuçta şemsiyeye sığınmak zorunda! Şemsiyede haliyle kendini yağmura siper edip seni beni ve kısacası kendisinden yardım dileyen herkesi yağmurdan koruyor! Aferim bu bu şemsiye, ne kadar yufka yürekli ne kadar iyi bi bir aletmiş diyesim geliyor ama bakıyorum şemsiye halt etmiş! Niye mi? Ya siz kafayı mı yediniz elinizde bir güneşlik var ama siz onunla yağmurdan korunmaya çalışıyorsunuz! Şems güneştir, Şemsiyede güneşlik demektir! Yani biz kendimizi bildik bileli yağmurdan korumak için güneşlik kullanıyoruz! İşte tam burada insanın bencilliği devreye giriyor ve ne farkederki ha şemsiye ha matariye mühim olan korunmak değil mi? diyor. Vallahi niye yalan söyleyeyim bende manyakça yağan bir yağmurun altında olsam elime şemsiye mi gelmiş matariye mi hiç bakmadan hemen açarım! Biliyorum içinizden sabırsızca soruyorsunuz bu matariyede neyin nesi, nereden çıktı geldi ve bu yazıya nasıl karıştı diye kendi kendinize soruyorsunuz!
Bak işte ne kadar tahamülsüz bir toplumuz! Hakkını koruyana, hakkını isteyene hemen tepki gösteriyoruz! Tanıştırayım sizi! Ansız şansız matariye! Arapçada matar = yağmur, matariye = yağmurluk demektir! Memnun olmanıza rağmen çok mu şaşırdınız! Tamam yüzünüzün ekşimesinden anladm belli pek memnun olmadığınız? Şemsiye dururken nereden çıktı bu yağmurluk diyorsunuz! Kafanzı niye karıştırıyorum! İşte böyle gelmiş böyle gidiyor, düzeni niye bozmaya çalışyorum değil mi?
Baksanıza gariban yağmurluk yüzyıllardır önüne geçen onu katlayıp bir köşeye atan şemsiyeden adını ve hakkını istiyor! ve
-Ey şemsiye sen yüzyıllardır hem adımı hem yerimi çaldın artık yeter! Hadi köşene çekil! Sen güneşliksin sıcak yerlere aitsin, kurak bölgelere çöllere aitsin! Burası yağmur bölgesi yani benim yerim yurdum! Sen git işini yap, yani insanları güneşten koru, çünkü sen şemsiyesin yani güneşliksin! Bırakta işimi yapayım, insanları yağmurdan ben koruyayım yani yağmurluk korusun!
Ama dinleyen< gören kim zavallı matariyeyi! Asırlardır boşa konuşur durur! Yağmur yağdı mı yine herkesin elinde bir şemsiye ve yine herkes şemsiyesine sığınıp gidiyor! Hani bu toplum mazlumdan yanaydı, hani bu toplum haksızlığa karşıydı, hani bu toplum hakkını arayanın yanındaydı! Cumhurbaşkanı kampüslerin hakkını külliyelere, arenaların hakkını stadyumlara veririken neden matariyeyi görmez! Çünkü şemsiye artık bir güçtür ve şemsiyenin gücüne sığınan hiç kimse yağmurluğu görmez ve duymaz! Tıpkı siyasi iktidar gibi, tıpkı hiçbir dayanak olmadan haksız yere işinden ihraç edilen ve işine geri dönmek isteyen ve bunun için aylardır açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakçayı görmeyen halk gibi! Siyasi iktidarın, çıkarın ve korkunun şemsiyesine sığınan hiç kimse bu toplumda dönen haksızlık ve adaletsilikleri görmez, duymaz ve ilgilenmez! Hatta kimi zaman benim rahatımı düzenimi niye bozuyorsun diye tepki gösterip kendi bastırmaya çalışır! Yani hak hukuk bir kenara itildi ve iş kimin gücü kime yeterse durumuna geldi! Gördüğünüz gibi şemsiye tarihsel süreçte matariyeyi(yağmurluk) bir kenara itip önce yerini sonra adını ve işlevini aldı! Böylece insanlar şemsiyeyi sadece yazın güneşte değil her mevsimde kullanır oldu! Ramazan Altunöz